TLAXCALA تلاكسكالا Τλαξκάλα Тлакскала la red internacional de traductores por la diversidad lingüística le réseau international des traducteurs pour la diversité linguistique the international network of translators for linguistic diversity الشبكة العالمية للمترجمين من اجل التنويع اللغوي das internationale Übersetzernetzwerk für sprachliche Vielfalt a rede internacional de tradutores pela diversidade linguística la rete internazionale di traduttori per la diversità linguistica la xarxa internacional dels traductors per a la diversitat lingüística översättarnas internationella nätverk för språklig mångfald شبکه بین المللی مترجمین خواهان حفظ تنوع گویش το διεθνής δίκτυο των μεταφραστών για τη γλωσσική ποικιλία международная сеть переводчиков языкового разнообразия Aẓeḍḍa n yemsuqqlen i lmend n uṭṭuqqet n yilsawen dilsel çeşitlilik için uluslararası çevirmen ağı

 15/11/2019 Tlaxcala, the international network of translators for linguistic diversity Tlaxcala's Manifesto  
English  
 EDITORIALS & OP-EDS 
EDITORIALS & OP-EDS / Yunan Halkını Kurtarıcılarından Kurtaralım!
Date of publication at Tlaxcala: 26/02/2012
Original: Sauvons le peuple grec de ses sauveurs !
Translations available: English  Ελληνικά  Italiano  Deutsch  Português/Galego  Svenska  Español 

Yunan Halkını Kurtarıcılarından Kurtaralım!

Various Authors - Versch. Autoren -Muhtelif Yazarlar-مؤلفون مُتنوِّعون - نویسندگان مختلف

 

Her iki Yunan gencinden birinin işsiz olduğu, 25.000 evsizin Atina sokaklarında gezdiği, nüfusun %30'unun fakirlik sınırının altında olduğu ve milyonlarca ailenin, açlık ya da soğuktan ölmesinler diye, çocuklarını bir başkasının bakımına vermek zorunda kaldığı, mülteciler ve yeni fakirlerin şehir çöplüklerinde çöpler için kapıştıkları bir anda, Yunanistan'ın "kurtarıcıları," "Yunanistan yeterince çabalamadığı" bahanesiyle, verilmiş ölümcül dozu ikiye katlayan yeni bir yardım planı dayatıyorlar. Bu plan, çalışma hakkını ortadan kaldırıp, fakirleri sefalete mahkum ederken, orta sınıfı da tam anlamıyla yok olmanın sınırlarına getiriyor.

Amaç Yunanistan'ı “kurtarmak” değil: Unvanını hak eden her ekonomist bu noktada hemfikir. Amaç, ülke ertelenmiş iflasa giderken, alacaklıları kurtarmak için zaman kazanmak. Her şeyden önce amaç, Yunanistan'ı bir adım sonra Avrupa'nın genelinde sınırları genişletilecek toplumsal değişim için bir laboratuvara dönüştürmek. Yunanlıların sırtına bindirilen ise tüm kamusal hizmetler, okullar, hastaneler ve sağlık ocaklarının kaderlerine terk edileceği, sağlığın zenginlerin bir ayrıcalığına dönüşeceği, toplumun en korunmasız gruplarının planlı bir tasfiyeye ve çalışanların en uç düzeyde fakirlik ve belirsizliğe mahkum olacağı bir model.

 Onlar Yunanistan kaydedildi!”, Dave Brown, The Independent

 

 

Ama bu neo-liberal atağın sonuca ulaşması için sadece en temel demokratik hakları sağlayan bir rejim yerleştirilmesi gerekiyor. Kurtarıcıların emirleri uyarınca, tüm Avrupa'da teknokratik hükümetlerin, halk egemenliğini hiçe sayan bir biçimde, yerleştirdiklerini görüyoruz. Bu parlamenter sistem için bir dönüm noktası, artık "halkın temsilcileri" uzmanlar ve bankacılara açık çek veriyor ve sözde yürütme güçlerinden feragat ediyorlar - bir nevi bir parlamento darbesi, ki aynı zamanda halkın protestolarına karşı da giderek artan bir baskı uyguluyor. Böylelikle, üyeler bir üçlü mekanizma (Avrupa Birliği, Avrupa Merkez Bankası ve IMF) tarafından dikte edilen ve çoğunluğun iradesine ters düşen kararı onayladıklarında, demokratik meşrutiyetten yoksun güç ülkenin otuz, kırk yıllık geleceğini de ipotek altına almış oluyor.

AB bir yandan Yunanistan'a yardım amaçlı bir tasarruf fonu oluşturmaya çalışıyor, ama fonun tek ve asıl amacı sadece borçların ödenmesine ilişkin. Ülkenin gelirinin alacaklılara borçların ödenmesinde kullanılması "mutlak öncelik" ve, eğer gerekirse, Avrupa Birliği tarafından işletilen hesaba aktarılmalı. Anlaşma, bu çevçevede çıkarılacak her yeni senedin İngiltere kanunlarına tabi olduğuna, somut garantilerle desteklenmesine, yani Yunanistan'ın alacaklarının açmış olduğu davalara itiraz hakkını önceden elinden alarak çıkabilecek her türlü anlaşmazlığın Lüksemburg'daki mahkemelerce karara bağlanacağına ilişkin hükümler içeriyor. Son olarak, özelleştirmenin bu üçlü mekanizma tarafından yönetilen bir fona bağlanması ve bu fonda da kamusal malların mülkiyet senetlerinin yer almasını öngörüyor. Kısaca, olanlarla yaygın bir yağmanın, burada kurumsal halinin güzel bir örneğini veren finansal kapitalizmin bir özelliği. Alıcılar ve satıcılar masanın aynı tarafında oturduğu müddetçe, bu özelleştirme girişiminin alıcılar için bir ziyafete dönüşeceği şüphe götürmez.

Fakat şu ana kadar alınan tüm önlemler Yunanistan'ı dış borç batağının daha derinine sapladı. Fahiş kurlardan borç veren kurtarıcıların yardımıyla, tam anlamıyla bir serbest düşüşe geçen ekonomi sonucunda 2009 GSMH'nın %120si kadar olan borç şu anda %170 seviyesine yaklaşıyor. Muhtemelen bu kurtarma planları furyasının amacı -her defasında "son" olacağı söylenerek sunulan- Yunanistan'ın konumunu zayıflatmak. Öyle ki, yeniden yapılanmanın şartlarını sunma fırsatından mahrum bırakılarak alacaklılarının "felaket ya da tasarruf" şantajıyla onlara boyun eğmeye ve kontrolü onlara devretmeye zorlanmaktadır.

Sanal ve zorlama bir biçimde daha da kötüleştirilen borç sorunu, tüm topluma saldırmak için bir silah olarak kullanıldı. Askeri terimler kullanmamız boşuna değil: Finans sektörü, siyaset ve yargı aracılığıyla gerçekleşen bir savaş bu, toplumun tümüne açılmış bir sınıf savaşı. Ve finans sınıfının "düşman"ının elinden almayı umduğu ganimetler ise sosyal kazanımlar ve demokratik haklar, fakat en nihayetinde gelip dayandığı nokta insani bir yaşam olanağının kendisi. Üretmeyen ya da azami kar stratejilerine göre çok az tüketenlerin hayatlarının korunmasına artık gerek yok.

Böylece, sonsuz bir spekülasyon ve yıkıcı kurtarma paketleri arasında sıkışıp kalmış bir ülkenin zayıflığı, neo-liberal tutuculuğun gereklilikleriyle uyumlu, yeni bir toplumsal modelin sızdığı bir arka kapı oluyor. Bu model tüm Avrupa için kararlaştırılmış durumda -ve orayla sınırlı kalacak gibi gözükmüyor. Asıl mesele de bu ve bu yüzden de Yunan halkını savunmak soyut bir birlik ya da soyut bir insanlık fikrine indirginemez. Çünkü Avrupa'da demokrasinin geleceği ve Avrupa halklarının kaderiyle oynanıyor. Her yerde "acı verici ama iyileştirici" tasarruf politikasının "acil gerekliliği" bize Yunanistan'ın kaderinden kaçmak için tek çare olarak dayatılıyor, gerçekte ise bizi tam da benzer bir akıbete sürükleyecek olan budur.

Topluma karşı bu organize saldırılar ve demokrasinin son adalarının yıkımıyla karşı karşıyayken, yurttaşlarımızı, Fransız ve Avrupalı arkadaşlarımızı, seslerini yükseltmeye çağırıyoruz. Uzmanların ve politikacıların sözcükleri tekelleştirmelerine müsaade edemeyiz. Özellikle de Alman ve Fransız devlet yönetimlerinin Yunanistan'da özgür seçimlerin yasaklanması talebine kayıtsız kalabilir miyiz? Bir Avrupa halkının sistemli bir biçimde damgalanması ve itilip kakılması bir tepkiyi hak etmiyor mu? Yunan halkına yapılan kurumsal suikaste karşı sesimizi yükseltmemek mümkün mü? Toplumsal dayanışmayı yasaklayan bir sisteme geçiş için şiddetli dayatmaya karşı sessiz kalabilir miyiz?

Geri dönüşü olmayan bir noktadayız. Acilen, korku ve yanlış bilgilerle dolu ultra-liberal retoriği etkisizleştirmek için sayılar ve sözcükler savaşına girişmeliyiz. Esasında sadece toplumda olanları gizlemeye yarayan sözde ahlak derslerinin maskesini hemen düşürmeliyiz. Esasında küresel bir krizi, "Yunanlara özgü" diye niteleyen ve bir halka sözde milli özellikler atfederek (mesela, tembellik ve sinsilik) bunu bir krizin temel nedeni olarak öne süren ırkçı inadın da esasında ne anlama geldiğini, nasıl bir mit olduğunu acil bir biçimde ortaya çıkarmalıyız. Bugün asıl önemli olan, gerçek ya da hayali özelliklerden ziyade ortak olanlardır: Bir halkın kaderinin, diğer halklarınkine nasıl etki edeceği.

"Ya toplumun yıkımı ya da iflas" (gerçekte ise, bugün gördüğümüz gibi, "hem toplumun hemen yıkımı hem de iflas") seçeneklerinden kaçınmak için şimdiye kadar bir çok teknik çözüm ortaya atıldı. Başka bir Avrupa'nın nasıl inşa edilebileceğini düşünmek için her şey masaya yatırılmalı. Ama ilk olarak suçu görünür kılmalı, spekülatörler ve alacaklılar tarafından ve onlar için oluşturulmuş "kurtarma paketleri" yüzünden Yunan halkının içine düştüğü durumu günışığına çıkarmalıyız. Tüm dünyayı kapsayan ve içinde internet ağında birlik girişimlerinin kaynaştığı, bir beraberlik ağı örülürken, Fransız entelektüelleri seslerini Yunanistan için çıkaracak son kişiler mi olacak? Daha gecikmeden, makalelerin, medyadaki görünürlüğümüzün, tartışmaların, dilekçelerin, yürüyüşlerin sayısını katlayalım. Her girişime kapımız açık, her girişime acil olarak ihtiyacımız var.

Biz şunu öneriyoruz: Hemen, direnişteki Yunan halkıyla birlik olacak entelektüeller ve sanatçılardan oluşan bir Avrupa Komitesi oluşturalım.

Bunu biz yapmazsak, kim yapacak?

Şimdi değilse, ne zaman?

Vicky Skoumbi ve Dimitris Vergetis, "Aletheia" Dergisi, Atina, Michel Surya, "Lignes" Dergisi , Paris

İmzalayanlar: Daniel Alvara, Alain Badiou, Jean-Christophe Bailly, Etienne Balibar, Fernanda Bernardo, Barbara Cassin, Bruno Clément, Danielle Cohen-Levinas, Yannick Courtel, Claire Denis, Georges Didi-Huberman, Roberto Esposito, Francesca Isidori, Pierre-Philippe Jandin, Jérôme Lèbre, Jean-Clet Martin, Jean-Luc Nancy, Jacques Rancière, Judith Revel, Elisabeth Rigal, Jacob Rogozinski, Hugo Santiago, Beppe Sebaste, Michèle Sinapi, Enzo Traverso.

çevirmenler Ali Bolcakan, Nilüfer Akalın ve Can Semercioğlu

İmza verin





Courtesy of The European Graduate School
Source: http://www.editions-lignes.com/sauvons-le-peuple-grec-de-ses.html
Publication date of original article: 21/02/2012
URL of this page : http://www.tlaxcala-int.org/article.asp?reference=6925

 

Tags: YunanistanEuro BölgesiAvrupaiğrenç borçbanksterlermantıksal isyanlarTroyka (AK-AMB-UPF)Avrupa BirliğiMerkozy
 

 
Print this page
Print this page
Send this page
Send this page


 All Tlaxcala pages are protected under Copyleft.