TLAXCALA تلاكسكالا Τλαξκάλα Тлакскала la red internacional de traductores por la diversidad lingüística le réseau international des traducteurs pour la diversité linguistique the international network of translators for linguistic diversity الشبكة العالمية للمترجمين من اجل التنويع اللغوي das internationale Übersetzernetzwerk für sprachliche Vielfalt a rede internacional de tradutores pela diversidade linguística la rete internazionale di traduttori per la diversità linguistica la xarxa internacional dels traductors per a la diversitat lingüística översättarnas internationella nätverk för språklig mångfald شبکه بین المللی مترجمین خواهان حفظ تنوع گویش το διεθνής δίκτυο των μεταφραστών για τη γλωσσική ποικιλία международная сеть переводчиков языкового разнообразия Aẓeḍḍa n yemsuqqlen i lmend n uṭṭuqqet n yilsawen dilsel çeşitlilik için uluslararası çevirmen ağı

 10/12/2019 Tlaxcala, the international network of translators for linguistic diversity Tlaxcala's Manifesto  
English  
 CULTURE & COMMUNICATION 
CULTURE & COMMUNICATION / Paulo Freire ve Bir Elyazmasının Hikayesi
Date of publication at Tlaxcala: 28/10/2014
Original: Paulo Freire y la historia de un manuscrito
Translations available: Português/Galego  Italiano  English  Français 

Paulo Freire ve Bir Elyazmasının Hikayesi

Pablo Gentili

Translated by  Bülent Kale

 

Bundan yaklaşık 46 yıl önceydi, Güney’de, yine böyle, bir ilkbahar başlıyordu.

 
Paulo Freire Latin Amerika’nın en uzun diktatörlüklerinden birine dönüşecek olan Brezilya’daki askeri darbenin ardından geldiği Şili’de sürgündeydi. Santiago’da herhangi bir gündü. Paulo Freire dostları Jacques Chonchol ve Maria Edy’yi birlikte sohbet etmek ve favori mönüsünü paylaşmak için davet etmişti: “Galinha cabidela”ydı bu yemek, aslen Portekiz’den gelen ama Kuzeybatı Brezilya’da da çok meşhur olan ve hayat arkadaşı Elza’nın da çok iyi hazırladığı bir tür spesiyal tabaktı. Freire Chonchol’la Şili’ye geldiğinde tanışmıştı; Chonchol o dönem başkan yardımcılığını yaptığı Tarımsal Kalkınma Enstitüsü’nde (Instituto de Desarrollo Agropecuario - INDAP) ona iş teklif etmişti. Freire orada kırsal kesimden insanlarla bazı halk eğitimi deneyimlerini paylaşacaktı.
 
Sıkı dost oldular.
 

 Jacques Chonchol, Salvador Allende Hükümeti'nin eski Tarım Bakanı, Şili'nin önde gelen entelektüellerinden.

 
O akşam, vedalaşırken Freire onlara birlikte çalıştıkları yıllar için duyduğu şükran duygusuna karşılık bir hatıra vermek istediğini söyledi: bu hatıra kusursuz bir el yazısıyla yazılmış, üzerinde neredeyse hiç düzeltme olmayan, dört ana bölüme ayrılmış elyazması bir kitaptı. Çok sevgili Jacques ve Maria Edy’si için kaleme alınan ithafta “insanlara öyle çok faydası dokunmayacak olsa da benim onlara duyduğum sonsuz güvenin göstergesi olan bu kitabın elyazmaları sizde kalsın istedim” deniyordu.
 
Ertesi yıl Freire yanında Chonchol’a bıraktığı elyazmasının bir kopyası ve eşiyle beraber Amerika Birleşik Devletleri’ne geçti, on bir ayını Harvard Üniversitesi’nde geçirdi. Metin ilk kez İngilizce olarak 1970 yılının başlarında yayınlanacaktı. Yirminci yüzyılın ikinci yarısının dünyadaki toplumsal ve pedagojik düşünceye damgasını vuran en önemli eserlerinden biri işte böyle doğacaktı: Ezilenlerin Pedagojisi
 

 Paulo Freire 1921-1997

Jacques Chonchol Freire’yi daha bir Hıristiyan Demokrasi militinı iken tanımıştı, henüz gelecekte uzaklaşıp Birleşik Halk İradesi (Movimiento de Acción Popular Unitario - MAPU) hareketinin kurucularından biri olarak ayrılacağı Eduardo Frei Montalva hükümeti için çalışıyordu. Sonrasında MAPU Şili’nin en önemli sol partilerinden biri oldu ve Salvador Allende’nin Kasım 1970’deki seçim zaferine önemli katkıda bulundu. Chonchol, Allende başkanlığındaki Unidad Popular hükümetinde Tarım Bakanı olarak görev aldı.
 
11 Eylül 1973’te Allende’yi devirip general Pinochet diktatörlüğünü başlatacak olan devlet darbesi Chonchol’u 20 yıldan uzun bir süre Fransa’da sürgünde yaşamak zorunda bırakacaktı, Chonchol orada yıllarca Paris Üniversitesi’nde Latin Amerika Yüksek Araştırmalar Enstitüsü’nün yöneticisi olarak çalıştı.
 
Sürgün için Fransa’ya gitmeden evvel Chonchol dokuz ay Venezuela büyükelçiliğine sığınmıştı. Onun evi de tıpkı diğer sol entelektüellerin ve militanların evleri gibi ulusal askeri güçler tarafından defalarca basılmış, yağmalanmış, evdeki kitaplığı dağıtılmış, kitapları yakılmış, maddi değeri olan her şeyi çalınmıştı.
 
Ama Ezilenlerin Pedagojisi’nin el yazması tüm bu badireleri atlattı. Öneminin farkında olmadıkları için, neden bahsettiğini anlamadıkları için hiçbir asker Paulo Freire tarafından yazılmış bu iki yüzden fazla sayfadan oluşan dosyayı parçalamamıştı. Chonchol’un annesi, bir kaç yıl sonra bu tarihi belgeyi kız kardeşine verip Paris’e gönderecekti. “Şili’ye döndüğümde, onu da kendimle getirdim ve kutsal bir emanet gibi korumaya devam ettim” diyordu José Eustaquio Romão’ya verdiği röportajda Chonchol.
 
Şili’de diktatörlük eleştirel düşünceye karşı kanlı bir savaş açtı; üniversitelerin içindeki ve dışındaki entelektüelleri, öğrencileri, öğretmenleri, gençleri katletti. Askeri kararnameler ve emirlerle kitapları ve yazarları yasakladı. Büyük Arjantinli yazar Laura Devetach’ın söylediği gibi “Kelimeleri de öldürüyorlardı, insanları da öldürüyorlardı”
 
Düşünen kitapların yakıldığı o büyük ateşlerde Şili diktatörlüğü sessizliğin, korkunun, baskının egemen olduğu bir dünya ümidini besliyordu.
 

 Şilili askerler kitapları yakıyorlar. Koen Wessing / Nederlands Fotomuseum

Arjantin diktatörlüğü de komşusunu taklit etmeye çalışıyordu, birbirlerinin iyi yanlarını küçümseyen bu iki ülkenin tarihlerindeki en dehşet verici anekdotlarda birbirlerine yakınlaşmak gibi nerdeyse hep gerçekleşen ve onları trajik biçimde birbirine benzeten böyle tuhaf bir huyları vardı. Binlerce kitap sansüre uğradı Arjantin’de, binlercesi yakıldı, yazarları okurları vahşice katledildi. Çünkü daha adil, daha özgür, daha eşit bir dünya düşlemek gibi affedilmez bir suç işlemişlerdi.
 
 
Askeri diktatörlüğe tam destek veren bir magazin yayını olan Gente dergisi 16 Aralık 1976’da yayınladığı “Arjantinli Ana Babalara Açık Mektupta şöyle diyordu:
 
“Eğer çocuğunuzu –dini ya da laik- bir okula gönderiyorsanız bir vatandaşlık görevinizi yerine getiriyorsunuz demektir. Ama asıl önemli olan bu değildir. Önemli olan aynı zamanda yaşadığınız toplumun ve kültürün ahlaki gereklerini de yerine getirmektir.
 
Nasıl mı? O kadar zor değil. Öğretmenlerinin ya da rahiplerin çocuğunuza önerdiği kitaplara dikkat edin. Pazar günleri kiliselerde gerçekleşen dersler ya da ahlak dersleri gibi yıllık müfredata illa ki dahil edilmesi gerekmeyen okul aktiveleri konusunda dikkatli olun. Kamplar, dini toplantılar, ruhsal inzivalar, yoksul mahalle ziyaretleri gibi çocukların aklını çelebilecek diğer aktivelere karşı tetikte olun, öyle boş verip geçmeyin. Bu konuda size büyük sorumluluk düşüyor.
 
Çünkü siz bilemezsiniz –kimse bilemez- düşmanın hangi yüzünü takındığını. Ya da hangi kılığa girdiğini. Siz gün içerisindeki uzun saatler boyunca –hatta bazılarınız tüm haftalar boyunca- çocuğunuzu okula teslim ediyorsunuz, onlara bahşediyorsunuz ama orada ne olduğunu bilmiyorsunuz. Mutlaka nasıl gerekiyorsa öyle eğitiliyorlardır. Ama öyle olmama ihtimali de var. Ve bir gün çocuğunuz sizinle tartışmaya başladığında, sizin bakış açınızı sorguladığında, size “kuşaklararası uçurum”dan bahsettiğinde ve okulda öğrendiği her şeyin iyi olduğunu ama evde öğrendiği her şeyin kötü ya da yanlış olduğunu söylediğinde artık çok geçtir. Çocuğunuz düşman tarafında hipnotize edilmiştir. Aklı artık başkasının aklıdır. O noktadan sonra işin trajediye varması için çok kısa ve hızlı bir geçiş vardır ancak: Eğer bu trajedi gerçekleşirse, bir gün morga çocuğunuzun cesedini teşhis etmeye gitmek durumunda kalırsanız kaderi ya da alınyazısını suçlayamazsınız. Çünkü siz bunu engelleyebilirdiniz.
 
Mesela: çocuğunuzun ne okuduğunu biliyor musunuz? (...) Bunun için, tüm bunlar için ve daha fazlası için, sağduyu gerekir. İhtiyat. Uyanıklık. Kulağınız hep çocuğunuzun her gün okulda öğrendiği kelimelerde olsun. Tınısı olan sözcükler vardır, müzikal sözcükler, bir araya gelince güzelliklerle dolu cümleler söylerler. Ama o sözcüklerde düşmanın çocuğunuzun zihnini ele geçirmek için kullandığı şifreler vardır. Yorumlarda bariz bir sınıfsal ton, sürekli bir “siyasi bağlılık” ifadesi, dünyanın bir yoksullar ve zenginler dünyası, tarihin sonsuz bir sınıf savaşı olarak tanımlanması vardır.”
 
Mektup daha sonra Paulo Freire’nin eserine saldırıyor ve Freire’yi “anarşi” yaratmakla suçluyor.
 
25 Ekim 1978 tarihinde, Arjantin eğitim Bakanı, çıkarttığı 250 Nolu kararnameyle Paulo Freire eserlerinin okunmasını ve dağıtılmasını tüm yurtta yasakladı.
 
 
Engizisyoncu zulüm öyle boyutlara varmıştı ki, aynı bakanlık 1977’de “Eğitim Sahasındaki Bozulma (Düşmanımızı Tanıyoruz)” adlı bir broşür yayınlamış ve orada söz konusu bozulma eyleminin okul öncesi eğitimde daha ilk çocukluktan başladığını belirtmişti: “küçük öğrencilerin zihinlerine nüfuz etmek için ideolojik anlamda kazanılmış öğretmenler aracılığıyla ileriki seviyelerde gerçekleştirilecek eylemlerle örtüşecek isyankar düşünceler ve tavırlar teşvik ediliyor. (...) bu temel noktaları dikkate alarak, Marksist yayınevleri ‘faydalı kitaplar’ önermek adetindeler (...) böylelikle bu körpe zihinlerin özgürlükten korku duymamalarına yardımcı olacaklar”.
 
Geleceği yok etmek için kitapları yok etmek. Düşünceleri küle çevirmek.
 
Bunu yapmayı denediler. Başaramadılar. Başaramayacaklar.
 
Ezilenlerin Pedagojisi’nin elyazmasının hikayesi işte böyledir; bazılarının mucize olarak adlandıracağı, bazılarınınsa özgürlüğün baskılar karşısındaki daimi üstünlüğüne atfedecekleri bir efsunun koruması altında zamana böyle direnmiştir.
 
 
Notlar
 
Not 1: Bu yılın başlarında, Şubat 2014’te, halen Jacques Chonchol’un koruması altında olan Ezilenlerin Pedagojisi’nin el yazması Brezilya Ulusal Kütüphanesi’ne bağışlandı. Paulo Freire Enstitüsü ve yöneticisi Moaacir Gadotti, aynı enstitüden José Eustaquio Romão, Brezilya eski Eğitim Bakanı Aloizio Mercadante ve aynı bakanlığın şu anki başkan yardımcı Francisco das Chagas Fernandes bu tarihi olaya öncülük ettiler. Elyazmasının bir tıpkıbasımı bu kurumlar ve Sao Paolo Nove de Julho Üniversitesi tarafından yayınlandı.
 
Not 2:Arjantin Ulusal Kütüphanesi, koordinasyonunu Gabriela Pesclevi’nin yürüttüğü harika bir çalışma yayınladı: Isıran Kitaplar başlıklı bu eser ülkeyi 1976’dan 1983’e kadar yerle bir eden diktatörlük tarafından sansür edilen çocuk ve gençlik kitaplarının detaylı bir envanterini çıkarıyor. Kusursuz bir edisyon çalışması olmasının yanı sıra belgesel açıklığı ve zenginliğiyle de temel bir eser.
 
Not 3: Şili’de Salvador Allende’yi deviren devlet darbesinin kırkıncı yılı vesilesiyle Diego Portales Üniversitesi Nicanor Parra Sanat Okulu ve Kütüphanesi bir sergi düzenledi: “Darbenin Kırkıncı Yılında Yakılan, Gizlenen ve Yeniden Toparlanan Kitaplar” Etkinlik ülkenin askeri diktatörlük boyunca yaşadığı politik baskının boyutlarından birini görünür kılmanın çok önemli ve dikkat çekici bir biçimi oldu.
 




Courtesy of Pablo Gentili
Source: http://blogs.elpais.com/contrapuntos/2014/09/paulo-freire-y-la-historia-de-un-manuscrito.html
Publication date of original article: 22/09/2014
URL of this page : http://www.tlaxcala-int.org/article.asp?reference=13773

 

Tags: Paulo FreireBrezilyaŞiliFaşizmArjantinGüney AmerikaEzilenlerin PedagojisiAskeri DarbelerJacques ChoncholAbya YalaÖzgürlükKitap YakmaDiktatörlükler
 

 
Print this page
Print this page
Send this page
Send this page


 All Tlaxcala pages are protected under Copyleft.